22 Şubat 2008 Cuma

güne böyle başladım

bana yine "bişey" olmuş..
ne olmuş?

kendime direniyorum..
kendimle anlaşamıyorum..
bir tarafım salak..
evet salak.. gördüğü bir rüyaya.. rüyanın sıcaklığına,bir bakışa ve geçmişe inanıp sürüklenmek istiyor..
bir tarafımda sürekli diğer yanımı sarsıyor.. saçmalama.. kendine gel aciz olamazsın bu kadar diyor..

Güneş var karları eritiyor.. Neden güneşli bir sabaha bu tip düşüncelerle başlamak mecburiyetindeyim ki..

Neyse ki beni anlayan birileri var.. güçlü yanıma destek olan..

Özellikle Fodulum... söylediğin gibi "nerenim" senin veya nerendeyim ben de bilmiyorum ama oralarda biyerde sana çok yakın olduğumu biliyorum...

ımmm.. geçelim buraları...
felsefe olimpiyatları var.. ve okuldaki elemelere katıldım..
öğretmenimin bana duyduğu aşırı güveni diğer kişilerin yanında belirtmesi sonucunda da kendimi rahatlattım..
tam 2 sayfalık bir yazı yazdım...

"değişmeyen tek şey değişmenin değişmez olduğudur" ilkesi hakkında...

nasıl da şirin değil mi...(: öyle gerçek ki.. bu gerçeklik bazen hayatların yönünü alışılmışlıkları değiştirsede... güveniyorum bu söze... hem de çok güveniyorum...

sadece bu ilkeyi yazınca bile ısındı içim...

kendini ve hiçbirşeyi değişmez sanan şapşallardan olmadığıma büyüdüğüme çok seviniyorum bazen.. (:

yakın geçmişimde "değişmez" dediğim tek bir şey bile yok şimdi aynı kalan... (:

neyse.. uzatmak istemiyorum yine yine yine..
heyecanlıyım.. ama nedense çokta umutluyum olimpiyatlara katılabilmek konusunda...
ne denirdi buna...
"kendine güven" mi ne.. (:

yazımın gidişatının melankolik olmayışından ne kadar memnunum şu an anlatamam...
aferinn banaa.. (:

hadi bırak yakamı sevgili blog.um.. sonu gelmez bunun (:

kelimelere aç bir kadın var karşında... doymuyor doymuyor... (:

...

18 Şubat 2008 Pazartesi

buzlu

1 saatim kaldı yine bu havada! çekime gidip donmak için..nedense hiç istek yok..ne hevesliydim halbuki..zaman geçtikçe güçlendiğimi sanırken biraz daha mı hırpalanıyorum bilmiyorum..bir eksiklik var.. bir boşluk..belki de güçlenmek budur.. her an kalbin biraz daha sertleşmesi..!olsun..kalbim acıyı hissetmeyecekse kabul ediyorum tüm buzlar..gelin kalbime..
ama neden ki diye sorgulamadan da edemiyorum.. hala biri var.. bana en yakın uzak olsada var..
neden buz tutmaya yüz tutmuş kalbim böylesine sarsılıyor..
bunun bilinen cevabını öğrenmek bana iyi gelir mi ki..
hiç sanmıyorum.. artık cevaplardan korkuyorum.. söyleme bana!
biliyorum.

...

15 Şubat 2008 Cuma

sinir hali

"neden başım alıp gidemiyorum.. aşinayım firara kaçamıyorum! en kötüsü gün be gün sana biraz daha fazla bağlanıyorum.."

duygulara epeyce küfür edesim var.. hepsine değil.. böyle kendini hassas,kırılgan,narin zanneden illet duygulara!

iyice nefret ettiriyorlar beni herşeyden.. kimler mi?
ne farkeder ki!
isimler belli ..
belli olmayan tek şey sonuç!
sinir bozucu!

sinirliyim evet..

şarkı mı söylesem..
daha fazla mı saçmalasam..
dışarı mı çıksam..
ne yapsam...

bir kağıt alıp üzerine bütün küfürleri sıralasam mı...

boşluk
boşluk
boşluk
boşluk
boşluk
boşluk
boşluk
boşluk
.
.
.

boşluklarda pek çok şeyi anlattım....

anlamadı kimse biliyorum...

umrumda mı? hayır!

8 Şubat 2008 Cuma

bi garip

yüzümde abuk bir gülümseme var bu yazıyı yazmaya başlarken..
ahah.. bu basit bir "uykudan yeni uyanma" hali mi yoksa bana "polyanna" olmak mı öğretildi?
bilinmez tabi.. ama olaylar karşısında daha kararlı daha "dik başlı" durmaya başladığımı sezinliyorum..
melankolik bir doygunluk var üzerimde.. sanki olurda daha fazlası gelirse "pufff" diye patlicam..!
iyi olabilir esasında.. (: en bunalımlı parçalarımı beni bunalıma sokan herkesin üzerine doğru fırlatırım patlarken.. (:
bunalım.ı taşımak o kadar kolay değil.. fazla güç istiyor.. eğer ki gücün biraz olsun tükenirse hiç acımadan "hammm!" yapıyor seni..
ehe.. bakınız nasılda profesyonelleşmişim "bunalım" konusunda..
ancak yüzümdeki o abuk gülümsemeden ve kelimelerin bu yazıdaki duruşundan anlıyorum ki şu an bunalımlı değilim...(:
bir sinemaya gitmiş ve film bittikten sonra soranlara anlatır gibi anlatıyorum bunalımı...
amaa bunalım bana bu kadar uzak değil.. cümleler kimseyi yanıltmasın.. beni de!
aman ne bunalımmış yahu.. kitap bile yazılabilir sanırım bu konunun üzerine..
fakat ben yazmam.. :D
yazımı sonlandırmadan önce kendime bir şarkı armağan etmek istiyorum buradan.. ((:

"düşünmeee düşünmeee kim anlamış ki! sen anlayasın böyleee"

5 Şubat 2008 Salı

Olabilmek

Bir insana acı haz verebilir mi? Bana veriyor. Bir insan üzülmeyi sevebilir mi? Ben seviyorum. Bir insan dışlanmak ister mi ki? Evet ister, çünkü ben istiyorum. Bir insan çaresizliğe alışmalı mı, hayatı hep böyle mi geçecek? Peki hep çaresiz olacaksak bunca şey niye? Neden beyinlerimiz var? Gözlerimiz, ellerimiz, dilimiz, kalbimiz bunlar niye var? Neden bunlar bize verilmiş ki? Çaresizce yaşayabilmek için mi? Hep boynumuz bükük mü olmalı yaşamak için? Oysa bizi biz yapan yaratılışımız değil midir, yaratılışımızda ki asalet değil midir? Şeytanı cehenneme attıran, bütün alemlerin önünde eğildiği, yaşamı içinde barındırabilen tek varlık değil miyiz biz? Peki o zaman bu eziklik niye? Ne oldu ki biz bu kadar çöküntüye uğradık? Neden en aşağılız biz? Neden bu kadar değersiziz? Bunu biz mi yaptık? ........Evet, ne yazık ki bu bizim yediğimiz bi' halt. Bu hale gelmemiz bizim becerimiz. Ne garip değil mi, insan kendi değerini bulabilmesi gerekirken bizim yaptığımız tek şey var olan değerimizi sürekli sömürmek. Bi' hiç gibiyiz. Evet, birimiz ikimiz öyle değil, hepimiz öyle. İşte aradan bir kaç tane değerini korumuş insan çıkıyorda onları ilah gibi görüyoruz. Oysaki onların tek yaptığı şey insanlıklarını korumak. Gerçi bu da önemli birşey. Çünkü böyle bir zamanda bunu yapabilmek bile önemli bir meziyet. Herneyse, demek istediğim ben de bu furyanın içerisindeyim. Bende değersiz hissediyorum kendimi. Bende ne yapacağımı bilmiyorum.. Çünkü ne olduğumu bilmiyorum. Herkes gibi bana da yapabilceklerimi göstermek için fırsat tanınmadı. Ne olduğumu öğrenmeden unutmuşum...

4 Şubat 2008 Pazartesi

Ne oluyor?

Neye dönüşüyorum ben? Neye? İğrenç biri oluyorum. Duyarsız, anlayışsız, gamsız, ruhsuz, adi şerefsizin biri oluyorum gitgide. Neye dönüşüyorum ben? Farkedebildiğim halde niye durduramıyorum? Zamanı durdurabilsem bile bu yeterli gelebilirmi ki? Eskisi gibi kalabilirmiyim ki? Neden hiçbirşey umrumda olmuyor ya, niye? Kendim için yırtınıp duruyorum ama neden başkası için bunları yapamıyorum? Neyden soğudum ki, ne oldu ki, hiçbirşey anlayamıyorum ya? Sevmiyorum dönüşeceğim şeyi.. Ama önceden görebiliyorum. Çok iğrenç bişeye dönüşüyorum ben. Çok gamsızım ben yaaa.
İçimde bir acı var. Hissetmem gereken bir acı. Ama ben bunu hissedemiyorum. Biryerde iletişim kuramıyorum. Tıkanıp kalıyor herşey. Ruhsuz muyum neyim ki? Ama bu öyle bir acı ki anlatılmayacak bir boyutta. Küçük küçük kemiriyor heryerimi. Ama acıyı hissedemiyorum işte. Sadece varlığını hissedebiliyorum. Bana ulaşmaya çalışıyor çünkü. Acı çekmelisin diyor bana. Gülmemelisin, ağlamalısın hep. Acıdan kıvranmalısın diyor. Ama yapamıyorum işte yapamıyorum. Sağır mı oldum iyice. Vurdumduymaz mı oldum... Bilemiyorum hiç. Herşeye rağmen gülüyorum. Kahkaha atmıyorum evet, ama gülüyorum. Ağlamıyorum. Sanki hayat benim için çok normal geçiyormuş gibi. Sanki yaşamam gereken buymuş gibi. Üzülmemem gerekiyormuş gibi. Bilemiyorum işte, ne oluyor bana hiç bilemiyorum. Bari dönüştüğüm şey iyi birşeydir de bu sorularla kafamı yorduğuma değer...