16 Ocak 2008 Çarşamba
Uyumak..
Uyku için yarı ölüm derler. Ruhun bedeni terkedişi. Sorumluluklardan, zorunluluklardan kaçış. Belki de bir çeşit isyandır uyku. Belki bir gereksinimdir. Belki her gece üstü kapalı bir intihar girişimimizdir... Evet, bu olabilir. İşin garibi insanların toplu bir şekilde intihar etmesidir. Kimileri erken yeltenirler intihara, kimileri ise dayanır.. Herkesin intihar etmesini bekler. Herkes intihar edince, şöyle güzelce bir yalnızlığın tadını çıkarır. Taa ki köle ruhların çürümüş bedenlerle tekrar birleşmek için gelmesine kadar sürer bu keyif. İşte o zaman intihar etme vakti gelmiştir kimi insan için. Ama mutludur. Sonuçta birazda olsa bu yorucu dünyada dinlenecek.... Evet, dinlenecek çünkü onun da ruhu bedenine geri dönecek. Çünkü hala onun ruhu bir bedene muhtaç. Hala güçsüz onun ruhu. Hala özgür değil. İhtiyacı var o bedene. Bu dünyada yaşamak için o bedene ihtiyacı var. Var olabilmek için o bedene ihtiyacı var... Herneyse konudan uzaklaştım. Uyumak gerçektende bir çeşit intihardır. Temel olarak her ikisinde de ruh bedenden ayrılıyor mu? Ayrılıyor. İçinizden şuan şöyle bir soru geçiyor olabilir. Acaba neden uykuyu ölüme değilde intihara benzetti? Cevabı çok basit aslında, ölüm insana zamansız gelir. Ölümün nerden, ne şekil geleceğini bilemezsin ki.... Ama insanlar uyumak istediklerinde, kendi istekleri doğrultusunda uyurlar. Aynı intihar gibi aslında. Ruhun, bedenden uzaklaşmak istediğinde genelde verdiği bir tepkidir. Günün yorgunluğunu atar insan uyuyarak.... İntiharda bu yönden uykuya benzer işte. Ama ikisinin arasındaki tek fark, birisinin gün içindeki yorgunluktan kurtulma çabası olurken diğerinin genel olarak yaşamdan, yaşamın vediği yorgunluktan kurtulma çabasıdır. Onun içindir ki bir insan ne kadar çok uyuyorsa 0 insan bir o kadar intiharın eşiğindedir.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder