25 Mart 2008 Salı
İnsan Hayallerinde Mutludur
Hayal etmek insanların sığınaklarıdır. Ne zaman birşeyi kendilerinde eksik görürlerse o zaman hayal etmeye başlarlar. Misal insanların hayalini yaşamayı en çok sevdiği şey mutluluktur. Bunu gerçek dünyada sağlayamayız. Çünkü mutlu olmanın bizim elimizde olmayan birşey olduğunu düşünürüz. Çabalarız belki mutlu olmak için ama birgün birşey olur yaptıklarımız boşa gider. İşte o zaman mutluluğun yerini hayalkırıklıkları alır. Bizlerde ahlanırız vahlanırız. Hiçbir zaman mutlu olamayacağımızı düşünürüz. Halbuki hiç aklımıza gelmez bir umut uğruna ettiğimiz hayaller. Karamsarlık kaplar içimizi. Soğuruz herşeyden... Ama sonra nolur gene içimizde bir umut tohumu belirir. Gene biz belkilerle sularız o tohumu. Ona birşeycik olmasın diye hayallerimizde yetiştiririz. Çünkü hayallerimizde ona hiçbirşeycik olmaz. Bir zarar gelmez... Misal hep neden keşke küçük olsaydım, o zamanlar hiç derdim ve sorumluluğum yoktu hep mutluydum deriz. Sebebi çok açık. İçinde büyüdüğümüz o hayal dünyası. Küçükken bize herşey yabancı gelir. Ne de olsa bu dünyaya yeni gelmişizdir ve neyin ne amaçla varolduğunu bilmeyiz. Kimi zaman bir çay kaşığı bize göre kocaman bir uçaktan farksız gelmez. Bazen gazoz kapağıyla oynamak o kadar çok zevk verir ki size neden bunu da olimpiyatlara sokmuyorlar dedirtebilir. O zamanlar hayallerimizde bir ejderha da olabilirdik, bir baba da. Mutlu olmak için neye ihtiyaç duyuyorsak kolayca onu olabiliyorduk. Ama şimdi öyle mi? Hayal etmek sanki bedenimizden sökülmüş gibi. Aman bi evim olsun diye ömrünün en güzel günlerini gece gündüz çalışarak geçirenler var. Halbuki al eline bi kağıt kalem bi ev çiz. Bunu çizmek için yeteneğe değil hayalgücü lazım. Bir işim olsun diye türlü türlü zorluklara girmeler falan. Össler... Mülakatlar... Stresler... Zorunluklar... Hep bir sıkıntılı süreç. Birşeyleri yapamama kaygısı. Halbuki böyle birşeye hiç gerek yok. Sonuçta bütün bunlar mutlu olmak için değil midir? İstediğin bir iş mi? Kendi işini kendin yarat. İstediğin okumak mı? Kitaplar var, internet var. İstediğin mutlu bir hayat mı? Yapacağın tekşey hayal etmek! Birde şöyle bir durum var. Eski insanlar tahminimce daha çok hayal edermiş. Sonuçta hiçbirşeyi bilmiyorlar. Bilecekleri onca şey varki şu dünyada. Onlarda elde birşey olmadığı için hep hayal etmişler. Neden varolduklarını sorguladıklarında inanmaları gereken birşeyin olduğunu hayal etmişler. Biri bir başka tanrı yaratıp ona inanırken biri bir başkasını yaratıp varlığına inanmış. Ülkeleri çoraklıktan ölürken hep yemyeşil yerleri hayal etmişler. Yaşadıkları dünyada öyle bir yerin olacağını ve orayı bulup mutlu olacaklarını hayal etmişler. Geçmişte böyle çok örnek var. Ama şimdilerde hayaller o kadar azaldı ki. Ben bunun nedeni olarak artık herşeye hakim olduğumuzu düşünmemiz olarak görüyorum. Hayal ettiğimiz herşeye ulaştık gibi. Sadece birkaç şey kaldı. Zamanda yolculuk yapabilmek, ölümsüz olmak falan. Bunlarında gerçekleşeceğini kimse söyleyemez. Ama şayet bunlar olursa da herşeyin çivisi çıkar gibi. Zaten ondan sonra da yaşamak için bir sebebimiz kalmaz ve büyük bir ihtimalle kıyamet de kopar...
11 Mart 2008 Salı
Çizesim yok!
Çizesim yok... Çizesim yok... Çizesim yok...
Oysaki çizmem gerek benim. Hep çizmem gerek. herşeyi çizmem gerek. Ama çizemiyorum. Çizmek istemiyorum. Sıkıldım. Bıktım, usandım. Birşeyler eksik olunca hayatımda diğer şeylerinde önemi olmuyor, onlarda eksiliyor birer birer. Daha ne kadar bu şekilde devam edebilirim ki? Daha ne kaybedebilirim ki? Düzeltmem lazım herşeyi. Daha da bozulmadan. Zorlamam lazım kendimi. Hiç bişekilde içimden gelmesede çizmem lazım. Buna mecburum...
Oysaki çizmem gerek benim. Hep çizmem gerek. herşeyi çizmem gerek. Ama çizemiyorum. Çizmek istemiyorum. Sıkıldım. Bıktım, usandım. Birşeyler eksik olunca hayatımda diğer şeylerinde önemi olmuyor, onlarda eksiliyor birer birer. Daha ne kadar bu şekilde devam edebilirim ki? Daha ne kaybedebilirim ki? Düzeltmem lazım herşeyi. Daha da bozulmadan. Zorlamam lazım kendimi. Hiç bişekilde içimden gelmesede çizmem lazım. Buna mecburum...
2 Mart 2008 Pazar
Karışık bi duygular işte...
Öyle bir haldeyim ki. Anlatılması zor... Yaşanması zor... Kavrayabilmesi zor... Düşündüğüm herşey bana öyle bir acı veriyorki, hayatta yapmayı sevdiğim tek şey olan düşünmekten bile nefret eder hatta korkar oldum. Düşünmek istemiyorum ama düşünmeden de edemiyorum. Karmakarışığım. Düşündüklerim yoksa çok mu ahlaksızca. Çok sıradan olmadıkları kesin fakat çok mu çirkin? Yoksa çok mu yanlış? Bilemiyorum ki hiç... Hayatımda ilk defa geleceğimin güzel olacağını düşünebiliyorum. En azından yaşanılabilir olacağını. Yani daha şimdiden o günler gelse artık diyorum. Küçük çocuklar gibi hep büyümeyi düşlüyorum. Ne mi bu kadar kafamı karıştıran? Cevabı bile yok... Aslında varda ben onu cevap olarak göremiyorum hiç. Benim için o sadece koca bir soru... Ama ben soruları çok severim ya onu da çok seviyorum işte. Hemde bu kez daha farklı. Nasıl desem ki ya, böyle olması gerekmiş gibi. Hep arayışlar içindeydim. Bir tane daha ben için. Güldüğüm herşeyde başkalarına bakarım. Acaba gülüyolar mı diye... Bir şeyi anlatırken beni anlayıp anlamadığını değilde nasıl anlamaya çalıştıklarını incelerim. Benim gibi mi düşünüyolar diye çok sorular sorarım. Cevaplar ararım, arardım. Ama yok işte. Herkes mi farklı, ben mi farklıyım bilemiyorum. Farklı olmak hernekadar güzel olsa da insan belli bir şeyden sonra yalnızlıkla yüzleşiyor. Bir ben daha arıyor gözleri. İstese de istemese de... Ya ama şu da var. Ben bunu bulabilmek için ömrümü harcamadım. Sadece insanları inceledim. İlla ki beni bulmam lazım diye bir şart koşmadım kendime. İşin garip yanı ise bulabildim. Kendimi bulabildim. Pek yakınımda değil ama çok uzağımda da değil. Baktım kendime, yani ona... Düşündüm acaba ben buysam insanların bana olan tavrını, ona olan tavırlarına bakarak farkedebilirim diye. İnceledim çokça. Çok sevdim. Hemde acayip çok sevdim. İlk başta şey düşünmüştüm. Acaba sadece kendimi mi seviyorum falan diye düşündüm ama aslında öyle değildi gerçek. Bir ben daha olması benim hoşuma gitmişti. Yani bu çok güzel birşey aslında. Ya düşünsenize hayatınız boyunca yaşadıklarınızı o da yaşamış ve hayattan aynı dersleri çıkarmışınız. Gelecekten beklentiler aynı. Hayata bakış açısı aynı... O aynı, bu aynı... Ama illa ki bi eşitsizlik olucak ya dış görünümlerimiz, daha doğrusu dış görünümlerimizin albenisi hiç birbirini tutmuyor. Ben öyle fakirim ki bu konuda. Allah'ın benle ne alıp veremediği var anlayamıyorum hiç. Ama o da bu konuda o kadar zengin ki en güzel prenseslerden bile daha zengin güzellik konusunda. Aslında onunda benim gibi çirkin bişi olmasını çok isterdim. Ne bilim belki bu şekilde yaşamanın ne demek olduğunu bilmemesi benden bi eksiği. Ya da benim onun gibi olmadığım için bakış açımdaki eksikliklik bir söz konusu. Hatta şunu bile düşündüm, eğer benim gibi olsaydı peşindende koşan olmazdı. Rahatça kur yapabilirdim.... Aslında bu dış görünüm meselesini pek dert eden birisi değilim ama sonuçta gözler ırak olmaya çalıştıktan sonra gönüllerde ırak olmaya çalışır, hatta çalışmasına gerek kalmaz direk ırak olur.
Bu şekilde hayat devam ederse geleceğimde o olmayacak gibi... Bunu kabullenmek öylesine zor ki. Çok alışmıştım. Varlığına, varlığıma, varlığımıza... Ne olduğumu, ne olacağımı onla(benle) anlıyordum çünkü. Şayet o, varlığımdan giderse mal gibi ortada kalıcam. Ne yaptığımı bilemicem. Gerçekten ona ihtiyacım var. ... Düşünemiyorum onsuzluğu. Ne hissetmem gerektiğini dahi bilmiyorum. Çünkü öyle birşeyki bu bişey hissetmek istesem bi çuval inciri mahfedicem, başka bir şey hissetmek istersem gene bir çuval inciri mahfedicem. Resmen bok çukuruna düştüm. Burdan tek başıma çıkamam gibi. Bana benin yardımı lazım. Anca onun sayesinde çıkarım, ya da boğulurum. Artık ne olacaksada olsun. Düşünmekten nefret etmemeliyim. Bu şekilde yaşarsam eğer, gerçekten düşünmekten dahi nefret edicem...
Bu şekilde hayat devam ederse geleceğimde o olmayacak gibi... Bunu kabullenmek öylesine zor ki. Çok alışmıştım. Varlığına, varlığıma, varlığımıza... Ne olduğumu, ne olacağımı onla(benle) anlıyordum çünkü. Şayet o, varlığımdan giderse mal gibi ortada kalıcam. Ne yaptığımı bilemicem. Gerçekten ona ihtiyacım var. ... Düşünemiyorum onsuzluğu. Ne hissetmem gerektiğini dahi bilmiyorum. Çünkü öyle birşeyki bu bişey hissetmek istesem bi çuval inciri mahfedicem, başka bir şey hissetmek istersem gene bir çuval inciri mahfedicem. Resmen bok çukuruna düştüm. Burdan tek başıma çıkamam gibi. Bana benin yardımı lazım. Anca onun sayesinde çıkarım, ya da boğulurum. Artık ne olacaksada olsun. Düşünmekten nefret etmemeliyim. Bu şekilde yaşarsam eğer, gerçekten düşünmekten dahi nefret edicem...
22 Şubat 2008 Cuma
güne böyle başladım
bana yine "bişey" olmuş..
ne olmuş?
kendime direniyorum..
kendimle anlaşamıyorum..
bir tarafım salak..
evet salak.. gördüğü bir rüyaya.. rüyanın sıcaklığına,bir bakışa ve geçmişe inanıp sürüklenmek istiyor..
bir tarafımda sürekli diğer yanımı sarsıyor.. saçmalama.. kendine gel aciz olamazsın bu kadar diyor..
Güneş var karları eritiyor.. Neden güneşli bir sabaha bu tip düşüncelerle başlamak mecburiyetindeyim ki..
Neyse ki beni anlayan birileri var.. güçlü yanıma destek olan..
Özellikle Fodulum... söylediğin gibi "nerenim" senin veya nerendeyim ben de bilmiyorum ama oralarda biyerde sana çok yakın olduğumu biliyorum...
ımmm.. geçelim buraları...
felsefe olimpiyatları var.. ve okuldaki elemelere katıldım..
öğretmenimin bana duyduğu aşırı güveni diğer kişilerin yanında belirtmesi sonucunda da kendimi rahatlattım..
tam 2 sayfalık bir yazı yazdım...
"değişmeyen tek şey değişmenin değişmez olduğudur" ilkesi hakkında...
nasıl da şirin değil mi...(: öyle gerçek ki.. bu gerçeklik bazen hayatların yönünü alışılmışlıkları değiştirsede... güveniyorum bu söze... hem de çok güveniyorum...
sadece bu ilkeyi yazınca bile ısındı içim...
kendini ve hiçbirşeyi değişmez sanan şapşallardan olmadığıma büyüdüğüme çok seviniyorum bazen.. (:
yakın geçmişimde "değişmez" dediğim tek bir şey bile yok şimdi aynı kalan... (:
neyse.. uzatmak istemiyorum yine yine yine..
heyecanlıyım.. ama nedense çokta umutluyum olimpiyatlara katılabilmek konusunda...
ne denirdi buna...
"kendine güven" mi ne.. (:
yazımın gidişatının melankolik olmayışından ne kadar memnunum şu an anlatamam...
aferinn banaa.. (:
hadi bırak yakamı sevgili blog.um.. sonu gelmez bunun (:
kelimelere aç bir kadın var karşında... doymuyor doymuyor... (:
...
ne olmuş?
kendime direniyorum..
kendimle anlaşamıyorum..
bir tarafım salak..
evet salak.. gördüğü bir rüyaya.. rüyanın sıcaklığına,bir bakışa ve geçmişe inanıp sürüklenmek istiyor..
bir tarafımda sürekli diğer yanımı sarsıyor.. saçmalama.. kendine gel aciz olamazsın bu kadar diyor..
Güneş var karları eritiyor.. Neden güneşli bir sabaha bu tip düşüncelerle başlamak mecburiyetindeyim ki..
Neyse ki beni anlayan birileri var.. güçlü yanıma destek olan..
Özellikle Fodulum... söylediğin gibi "nerenim" senin veya nerendeyim ben de bilmiyorum ama oralarda biyerde sana çok yakın olduğumu biliyorum...
ımmm.. geçelim buraları...
felsefe olimpiyatları var.. ve okuldaki elemelere katıldım..
öğretmenimin bana duyduğu aşırı güveni diğer kişilerin yanında belirtmesi sonucunda da kendimi rahatlattım..
tam 2 sayfalık bir yazı yazdım...
"değişmeyen tek şey değişmenin değişmez olduğudur" ilkesi hakkında...
nasıl da şirin değil mi...(: öyle gerçek ki.. bu gerçeklik bazen hayatların yönünü alışılmışlıkları değiştirsede... güveniyorum bu söze... hem de çok güveniyorum...
sadece bu ilkeyi yazınca bile ısındı içim...
kendini ve hiçbirşeyi değişmez sanan şapşallardan olmadığıma büyüdüğüme çok seviniyorum bazen.. (:
yakın geçmişimde "değişmez" dediğim tek bir şey bile yok şimdi aynı kalan... (:
neyse.. uzatmak istemiyorum yine yine yine..
heyecanlıyım.. ama nedense çokta umutluyum olimpiyatlara katılabilmek konusunda...
ne denirdi buna...
"kendine güven" mi ne.. (:
yazımın gidişatının melankolik olmayışından ne kadar memnunum şu an anlatamam...
aferinn banaa.. (:
hadi bırak yakamı sevgili blog.um.. sonu gelmez bunun (:
kelimelere aç bir kadın var karşında... doymuyor doymuyor... (:
...
18 Şubat 2008 Pazartesi
buzlu
1 saatim kaldı yine bu havada! çekime gidip donmak için..nedense hiç istek yok..ne hevesliydim halbuki..zaman geçtikçe güçlendiğimi sanırken biraz daha mı hırpalanıyorum bilmiyorum..bir eksiklik var.. bir boşluk..belki de güçlenmek budur.. her an kalbin biraz daha sertleşmesi..!olsun..kalbim acıyı hissetmeyecekse kabul ediyorum tüm buzlar..gelin kalbime..
ama neden ki diye sorgulamadan da edemiyorum.. hala biri var.. bana en yakın uzak olsada var..
neden buz tutmaya yüz tutmuş kalbim böylesine sarsılıyor..
bunun bilinen cevabını öğrenmek bana iyi gelir mi ki..
hiç sanmıyorum.. artık cevaplardan korkuyorum.. söyleme bana!
biliyorum.
...
ama neden ki diye sorgulamadan da edemiyorum.. hala biri var.. bana en yakın uzak olsada var..
neden buz tutmaya yüz tutmuş kalbim böylesine sarsılıyor..
bunun bilinen cevabını öğrenmek bana iyi gelir mi ki..
hiç sanmıyorum.. artık cevaplardan korkuyorum.. söyleme bana!
biliyorum.
...
15 Şubat 2008 Cuma
sinir hali
"neden başım alıp gidemiyorum.. aşinayım firara kaçamıyorum! en kötüsü gün be gün sana biraz daha fazla bağlanıyorum.."
duygulara epeyce küfür edesim var.. hepsine değil.. böyle kendini hassas,kırılgan,narin zanneden illet duygulara!
iyice nefret ettiriyorlar beni herşeyden.. kimler mi?
ne farkeder ki!
isimler belli ..
belli olmayan tek şey sonuç!
sinir bozucu!
sinirliyim evet..
şarkı mı söylesem..
daha fazla mı saçmalasam..
dışarı mı çıksam..
ne yapsam...
bir kağıt alıp üzerine bütün küfürleri sıralasam mı...
boşluk
boşluk
boşluk
boşluk
boşluk
boşluk
boşluk
boşluk
.
.
.
boşluklarda pek çok şeyi anlattım....
anlamadı kimse biliyorum...
umrumda mı? hayır!
duygulara epeyce küfür edesim var.. hepsine değil.. böyle kendini hassas,kırılgan,narin zanneden illet duygulara!
iyice nefret ettiriyorlar beni herşeyden.. kimler mi?
ne farkeder ki!
isimler belli ..
belli olmayan tek şey sonuç!
sinir bozucu!
sinirliyim evet..
şarkı mı söylesem..
daha fazla mı saçmalasam..
dışarı mı çıksam..
ne yapsam...
bir kağıt alıp üzerine bütün küfürleri sıralasam mı...
boşluk
boşluk
boşluk
boşluk
boşluk
boşluk
boşluk
boşluk
.
.
.
boşluklarda pek çok şeyi anlattım....
anlamadı kimse biliyorum...
umrumda mı? hayır!
8 Şubat 2008 Cuma
bi garip
yüzümde abuk bir gülümseme var bu yazıyı yazmaya başlarken..
ahah.. bu basit bir "uykudan yeni uyanma" hali mi yoksa bana "polyanna" olmak mı öğretildi?
bilinmez tabi.. ama olaylar karşısında daha kararlı daha "dik başlı" durmaya başladığımı sezinliyorum..
melankolik bir doygunluk var üzerimde.. sanki olurda daha fazlası gelirse "pufff" diye patlicam..!
iyi olabilir esasında.. (: en bunalımlı parçalarımı beni bunalıma sokan herkesin üzerine doğru fırlatırım patlarken.. (:
bunalım.ı taşımak o kadar kolay değil.. fazla güç istiyor.. eğer ki gücün biraz olsun tükenirse hiç acımadan "hammm!" yapıyor seni..
ehe.. bakınız nasılda profesyonelleşmişim "bunalım" konusunda..
ancak yüzümdeki o abuk gülümsemeden ve kelimelerin bu yazıdaki duruşundan anlıyorum ki şu an bunalımlı değilim...(:
bir sinemaya gitmiş ve film bittikten sonra soranlara anlatır gibi anlatıyorum bunalımı...
amaa bunalım bana bu kadar uzak değil.. cümleler kimseyi yanıltmasın.. beni de!
aman ne bunalımmış yahu.. kitap bile yazılabilir sanırım bu konunun üzerine..
fakat ben yazmam.. :D
yazımı sonlandırmadan önce kendime bir şarkı armağan etmek istiyorum buradan.. ((:
"düşünmeee düşünmeee kim anlamış ki! sen anlayasın böyleee"
ahah.. bu basit bir "uykudan yeni uyanma" hali mi yoksa bana "polyanna" olmak mı öğretildi?
bilinmez tabi.. ama olaylar karşısında daha kararlı daha "dik başlı" durmaya başladığımı sezinliyorum..
melankolik bir doygunluk var üzerimde.. sanki olurda daha fazlası gelirse "pufff" diye patlicam..!
iyi olabilir esasında.. (: en bunalımlı parçalarımı beni bunalıma sokan herkesin üzerine doğru fırlatırım patlarken.. (:
bunalım.ı taşımak o kadar kolay değil.. fazla güç istiyor.. eğer ki gücün biraz olsun tükenirse hiç acımadan "hammm!" yapıyor seni..
ehe.. bakınız nasılda profesyonelleşmişim "bunalım" konusunda..
ancak yüzümdeki o abuk gülümsemeden ve kelimelerin bu yazıdaki duruşundan anlıyorum ki şu an bunalımlı değilim...(:
bir sinemaya gitmiş ve film bittikten sonra soranlara anlatır gibi anlatıyorum bunalımı...
amaa bunalım bana bu kadar uzak değil.. cümleler kimseyi yanıltmasın.. beni de!
aman ne bunalımmış yahu.. kitap bile yazılabilir sanırım bu konunun üzerine..
fakat ben yazmam.. :D
yazımı sonlandırmadan önce kendime bir şarkı armağan etmek istiyorum buradan.. ((:
"düşünmeee düşünmeee kim anlamış ki! sen anlayasın böyleee"
5 Şubat 2008 Salı
Olabilmek
Bir insana acı haz verebilir mi? Bana veriyor. Bir insan üzülmeyi sevebilir mi? Ben seviyorum. Bir insan dışlanmak ister mi ki? Evet ister, çünkü ben istiyorum. Bir insan çaresizliğe alışmalı mı, hayatı hep böyle mi geçecek? Peki hep çaresiz olacaksak bunca şey niye? Neden beyinlerimiz var? Gözlerimiz, ellerimiz, dilimiz, kalbimiz bunlar niye var? Neden bunlar bize verilmiş ki? Çaresizce yaşayabilmek için mi? Hep boynumuz bükük mü olmalı yaşamak için? Oysa bizi biz yapan yaratılışımız değil midir, yaratılışımızda ki asalet değil midir? Şeytanı cehenneme attıran, bütün alemlerin önünde eğildiği, yaşamı içinde barındırabilen tek varlık değil miyiz biz? Peki o zaman bu eziklik niye? Ne oldu ki biz bu kadar çöküntüye uğradık? Neden en aşağılız biz? Neden bu kadar değersiziz? Bunu biz mi yaptık? ........Evet, ne yazık ki bu bizim yediğimiz bi' halt. Bu hale gelmemiz bizim becerimiz. Ne garip değil mi, insan kendi değerini bulabilmesi gerekirken bizim yaptığımız tek şey var olan değerimizi sürekli sömürmek. Bi' hiç gibiyiz. Evet, birimiz ikimiz öyle değil, hepimiz öyle. İşte aradan bir kaç tane değerini korumuş insan çıkıyorda onları ilah gibi görüyoruz. Oysaki onların tek yaptığı şey insanlıklarını korumak. Gerçi bu da önemli birşey. Çünkü böyle bir zamanda bunu yapabilmek bile önemli bir meziyet. Herneyse, demek istediğim ben de bu furyanın içerisindeyim. Bende değersiz hissediyorum kendimi. Bende ne yapacağımı bilmiyorum.. Çünkü ne olduğumu bilmiyorum. Herkes gibi bana da yapabilceklerimi göstermek için fırsat tanınmadı. Ne olduğumu öğrenmeden unutmuşum...
4 Şubat 2008 Pazartesi
Ne oluyor?
Neye dönüşüyorum ben? Neye? İğrenç biri oluyorum. Duyarsız, anlayışsız, gamsız, ruhsuz, adi şerefsizin biri oluyorum gitgide. Neye dönüşüyorum ben? Farkedebildiğim halde niye durduramıyorum? Zamanı durdurabilsem bile bu yeterli gelebilirmi ki? Eskisi gibi kalabilirmiyim ki? Neden hiçbirşey umrumda olmuyor ya, niye? Kendim için yırtınıp duruyorum ama neden başkası için bunları yapamıyorum? Neyden soğudum ki, ne oldu ki, hiçbirşey anlayamıyorum ya? Sevmiyorum dönüşeceğim şeyi.. Ama önceden görebiliyorum. Çok iğrenç bişeye dönüşüyorum ben. Çok gamsızım ben yaaa.
İçimde bir acı var. Hissetmem gereken bir acı. Ama ben bunu hissedemiyorum. Biryerde iletişim kuramıyorum. Tıkanıp kalıyor herşey. Ruhsuz muyum neyim ki? Ama bu öyle bir acı ki anlatılmayacak bir boyutta. Küçük küçük kemiriyor heryerimi. Ama acıyı hissedemiyorum işte. Sadece varlığını hissedebiliyorum. Bana ulaşmaya çalışıyor çünkü. Acı çekmelisin diyor bana. Gülmemelisin, ağlamalısın hep. Acıdan kıvranmalısın diyor. Ama yapamıyorum işte yapamıyorum. Sağır mı oldum iyice. Vurdumduymaz mı oldum... Bilemiyorum hiç. Herşeye rağmen gülüyorum. Kahkaha atmıyorum evet, ama gülüyorum. Ağlamıyorum. Sanki hayat benim için çok normal geçiyormuş gibi. Sanki yaşamam gereken buymuş gibi. Üzülmemem gerekiyormuş gibi. Bilemiyorum işte, ne oluyor bana hiç bilemiyorum. Bari dönüştüğüm şey iyi birşeydir de bu sorularla kafamı yorduğuma değer...
İçimde bir acı var. Hissetmem gereken bir acı. Ama ben bunu hissedemiyorum. Biryerde iletişim kuramıyorum. Tıkanıp kalıyor herşey. Ruhsuz muyum neyim ki? Ama bu öyle bir acı ki anlatılmayacak bir boyutta. Küçük küçük kemiriyor heryerimi. Ama acıyı hissedemiyorum işte. Sadece varlığını hissedebiliyorum. Bana ulaşmaya çalışıyor çünkü. Acı çekmelisin diyor bana. Gülmemelisin, ağlamalısın hep. Acıdan kıvranmalısın diyor. Ama yapamıyorum işte yapamıyorum. Sağır mı oldum iyice. Vurdumduymaz mı oldum... Bilemiyorum hiç. Herşeye rağmen gülüyorum. Kahkaha atmıyorum evet, ama gülüyorum. Ağlamıyorum. Sanki hayat benim için çok normal geçiyormuş gibi. Sanki yaşamam gereken buymuş gibi. Üzülmemem gerekiyormuş gibi. Bilemiyorum işte, ne oluyor bana hiç bilemiyorum. Bari dönüştüğüm şey iyi birşeydir de bu sorularla kafamı yorduğuma değer...
29 Ocak 2008 Salı
roller
haksızlık değil mi şimdi bir tarafın böylesine yıpranırken , diğer tarafın ona sırt çevirmesi..
yoksa çift kişi ile başlayan ilişkiler bir zaman sonra tek kişicilik mi oynuyor?
peki neye göre rolleri dağıtılır bu kişilerin?
sevgilerini mi ölçerler?
hassaslıklarını mı?
dayanıklılıklarını mı?
hiçbiri bence.. rolleri biz seçeriz.. kendimiz..
uygun olan maskeyi takarız yüzümüze..
ne kadar acı verdiğini hissetsekte.. ne kadar "kaldıramıyorum" desekte.. bizim maskemizdir o..
ve çok alkışlanmak için.. o maskeyle hep daha iyi oynamak gerekir..
üzgün suratlı maskem.. yaralı maskem.. benim maskem!
tanıdınız mı şimdi! hı hı evet.. işte o benim!
yoksa çift kişi ile başlayan ilişkiler bir zaman sonra tek kişicilik mi oynuyor?
peki neye göre rolleri dağıtılır bu kişilerin?
sevgilerini mi ölçerler?
hassaslıklarını mı?
dayanıklılıklarını mı?
hiçbiri bence.. rolleri biz seçeriz.. kendimiz..
uygun olan maskeyi takarız yüzümüze..
ne kadar acı verdiğini hissetsekte.. ne kadar "kaldıramıyorum" desekte.. bizim maskemizdir o..
ve çok alkışlanmak için.. o maskeyle hep daha iyi oynamak gerekir..
üzgün suratlı maskem.. yaralı maskem.. benim maskem!
tanıdınız mı şimdi! hı hı evet.. işte o benim!
27 Ocak 2008 Pazar
"acı acı acı acı"
bir 'kişi'nin kötü bir ruh hali içinde olması onun yanında birkaç kişinin daha aynı ruh hali içine girmesine sebebiyet veriyor.. (bkz. "kötü olan ben" ve "etkilenen melankolik ceyd")
şu an iyiyim.. sabahki o fırtınalı dönemi atlattıktan sonra gayet iyiyim hem de..
dün gece başladı bu berbat "hal".. ama dün gece bile dedim ki kendime.. belki saatler sonra bu halimi düşünüp kendime kızıcam!
saatler sonra oldu.. iyi miyim? evet..
fakat kızıyor muyum kendime?
hayır!
çünkü bir kahraman değilim.. "süpermen" kadar güçlü de değilim..
"peri" diyor kimileri.. hassas değil midir peri.ler!?
olacak bunlar.. yaşicam bunları..
önemli olan nokta bunları devamlı hale getirip getirmemem..
ve en azından bir şekilde! kendime zarar vermemem..
şarkılara epeyce kızmaya başladım.. hatta küstüm birçoğuna...
evet her zaman yanında oluyorlar.. yalnız bırakmıyorlar belki beni..
ama pekçoğu gerçekleri yüzüme vurarak adeta "acı acı acı acı" diyor bana...
en çokta canım "mor ve ötesi(m)" acıttı bugün beni.. ):
ama onlara kızamıyorum ki.. !
insan sevdiği birşeye kolay kolay kızamıyor ki... ):
neyse.. saçmalama noktasına geldiğimi sezmeye başladım..
bitirmeliyim bu yazıyı diyorum ama bitirecek bir "nokta" bulamıyorum..
böyle bitsin!
Bıktım artık susmaktan
Bunca yıl seninle geçti
Bir çift lafa muhtacız
İki yabancı gibi
Saat gece üç olmuş
Kapında ben
Ben yokum sanki
Şimdi gerçeği söyle
Sonra yap istediğini
Sonra yap istediğini
Yeter artık
Hiçbir şey eskisi gibi değil
Yeter artık
Aslında sen hiç sevmedin
Yoruldum suçlanmaktan
Yanında hiç olmadım sanki
Yüzün herşeyi söylerdi
Ama bakmıyor şimd
iBıktım artık susmaktan
Bunca yıl seninle geçti
Şimdi gerçeği söyle
Sonra yap istediğini
Zaman geçer büyürüz
Sertleşir dünya
Yeter artık
Hiçbir şey eskisi gibi deği
lYeter artık
Aslında sen hiç sevmedin
Yeter artık
Hiçbir şey eskisi gibi değil
Yeter artık
Aslında sen hiç sevmedin
Yeter artık
Hiçbir şey eskisi gibi değil
Yeter artık
Aslında sen hiç sevmedin
Yeter artık
Hiçbir şey eskisi gibi değil
Yeter artık
Aslında sen hiç sevmedin
Yeter artık
Yeter artık
!!!!
şu an iyiyim.. sabahki o fırtınalı dönemi atlattıktan sonra gayet iyiyim hem de..
dün gece başladı bu berbat "hal".. ama dün gece bile dedim ki kendime.. belki saatler sonra bu halimi düşünüp kendime kızıcam!
saatler sonra oldu.. iyi miyim? evet..
fakat kızıyor muyum kendime?
hayır!
çünkü bir kahraman değilim.. "süpermen" kadar güçlü de değilim..
"peri" diyor kimileri.. hassas değil midir peri.ler!?
olacak bunlar.. yaşicam bunları..
önemli olan nokta bunları devamlı hale getirip getirmemem..
ve en azından bir şekilde! kendime zarar vermemem..
şarkılara epeyce kızmaya başladım.. hatta küstüm birçoğuna...
evet her zaman yanında oluyorlar.. yalnız bırakmıyorlar belki beni..
ama pekçoğu gerçekleri yüzüme vurarak adeta "acı acı acı acı" diyor bana...
en çokta canım "mor ve ötesi(m)" acıttı bugün beni.. ):
ama onlara kızamıyorum ki.. !
insan sevdiği birşeye kolay kolay kızamıyor ki... ):
neyse.. saçmalama noktasına geldiğimi sezmeye başladım..
bitirmeliyim bu yazıyı diyorum ama bitirecek bir "nokta" bulamıyorum..
böyle bitsin!
Bıktım artık susmaktan
Bunca yıl seninle geçti
Bir çift lafa muhtacız
İki yabancı gibi
Saat gece üç olmuş
Kapında ben
Ben yokum sanki
Şimdi gerçeği söyle
Sonra yap istediğini
Sonra yap istediğini
Yeter artık
Hiçbir şey eskisi gibi değil
Yeter artık
Aslında sen hiç sevmedin
Yoruldum suçlanmaktan
Yanında hiç olmadım sanki
Yüzün herşeyi söylerdi
Ama bakmıyor şimd
iBıktım artık susmaktan
Bunca yıl seninle geçti
Şimdi gerçeği söyle
Sonra yap istediğini
Zaman geçer büyürüz
Sertleşir dünya
Yeter artık
Hiçbir şey eskisi gibi deği
lYeter artık
Aslında sen hiç sevmedin
Yeter artık
Hiçbir şey eskisi gibi değil
Yeter artık
Aslında sen hiç sevmedin
Yeter artık
Hiçbir şey eskisi gibi değil
Yeter artık
Aslında sen hiç sevmedin
Yeter artık
Hiçbir şey eskisi gibi değil
Yeter artık
Aslında sen hiç sevmedin
Yeter artık
Yeter artık
!!!!
İçimdeki hırıltılar
Gelme istersen,
yanında beni getirmiyeceksen;
duyma istersen,
hislerimi anlayamayacaksan;
gülme istersen,
beni güldüremeyeceksen..
gözlerini kapamayacaksan,
öpme lütfen...
uçamayacaksan,
sarılma lütfen...
beni de ağlatamayacaksan,
ağlama lütfen...
sevmek bu kadar kolay ve güzelken neden aşkı arar insan?
yanında beni getirmiyeceksen;
duyma istersen,
hislerimi anlayamayacaksan;
gülme istersen,
beni güldüremeyeceksen..
gözlerini kapamayacaksan,
öpme lütfen...
uçamayacaksan,
sarılma lütfen...
beni de ağlatamayacaksan,
ağlama lütfen...
sevmek bu kadar kolay ve güzelken neden aşkı arar insan?
Yetersizlik duygusu
Kendimi eksik hissetmeye başlıyorum iyice. Yetmeye çalışıyorum. Olmuyor!! Niye ki, neden böyle oluyor ki anlamadım? Daha önce bu şekilde eksik olduğumu hiç hatılarmıyorum. Hep bi' taraftan eksiğim gibi. Hiç birşeye yetemiyorum. Herkesin gözünde oturduğum kalıb bile artık bana büyük geliyor. Ben o kalıba göre yaratılmamışım gibi... Ama şöyle birşey de var. Sonuçta o kalıp bana göre hazırlanmıştı. Benim ölçülerime göre.. Bu demek oluyor ki bir zamanlar ben o ölçülerime sahiptim.. Şimdi o ölçülere uyamıyorsam bu bende sonradan oluşan birşey anlamına gelir ve de düzelmeyeceği anlamına gelmez. Sonuçta bu hale nasıl geldiysem, o hale de geri gelebilirim. Benim elimde herşey. Ama kafamda birtakımsorular var. Ben ne yaptımda bu hale geldim. Neden başkalarına karşı yetmiyormuşum gibi hissediyorum. Benden beklenenler mi büyüdü acaba? Ben mi karşılık veremiyorum yoksa artık farklı bir kalıba oturma zamanı mı geldi? Bilemiyorum ki? Ama birşeylerin eksik olduğu, çoğu kişi için artık yetmediğimi açıkça söyleyebilirim. Bilmiyorum bu niye böyle... Belki de ben kendimi eskisi gibi veremiyorum kendimi. İnsanlara inanmıyorum. Uzaklaşıyorum onlardan. Kimbilir belki yalnız kalmak istiyorum. İstemiyorum onları dünyamda. Ama şunu hiç unutmamalıyım şuan yaşayabiliyorsam bu benim sayemde değil başkaları sayesinde. Bazılarının varlığı, varolabilmeleri bile yetiyor. Buna alışkın olmam bunu farkedemeyeceğim anlamına da gelmiyor. Gayet net görebiliyorum herşeyi. Kimin ne olduğunu... Ama neden böyle oluyor bilmiyorum. Neden yetmiyorum kimseye..... Neden? Bilen varsa söylesin.
24 Ocak 2008 Perşembe
ot insan
daranarann...
yine ben.. ben ben ben
depresif değilim..
melankolik değilim..
mutsuz değilim..
mutlu da değilim..
sormuyorum da kendime.. şu an nasılım diye!
iyi böyle..hoşlandım
diğerlerini düşünmeye başladım yine..
herkes tek bir şeye odaklanıp onun üzerine yaşamını kuruyor.. ve öyle yaşıyor..
yetmezz!! uğraşılan şey herneyse tek o yetmez...
tek tip beslenme bile bir çok sorun yaratırken insan bünyesinde.. sadece siyaset!,sadece aşk!,sadece kin!,sadece eğlence!.... (çoğaltabiliriz)
hiçbir b.ka yetmez!
bir ot değiliz ki sadece fotosentez yapalım!
onlar bile fazlasını yapıyor..
yine ben.. ben ben ben
depresif değilim..
melankolik değilim..
mutsuz değilim..
mutlu da değilim..
sormuyorum da kendime.. şu an nasılım diye!
iyi böyle..hoşlandım
diğerlerini düşünmeye başladım yine..
herkes tek bir şeye odaklanıp onun üzerine yaşamını kuruyor.. ve öyle yaşıyor..
yetmezz!! uğraşılan şey herneyse tek o yetmez...
tek tip beslenme bile bir çok sorun yaratırken insan bünyesinde.. sadece siyaset!,sadece aşk!,sadece kin!,sadece eğlence!.... (çoğaltabiliriz)
hiçbir b.ka yetmez!
bir ot değiliz ki sadece fotosentez yapalım!
onlar bile fazlasını yapıyor..
22 Ocak 2008 Salı
baş-son/son-baş
"bitti diye tabir edilen herşeyin başladığı o lanet yerdeyim.." diyorum.
peki öyle miyim..
bu yer o yer mi.. ya da o kadar lanet mi burası..
kime ne ki şu anda bu soruların cevapları!
peki ya nerdeki bunların cevapları..
kusura bakmayın pek sayın "cevap"lar..
sizi arayamayacağım şu an.. zira çok yorgun ve bitkinim.. yoruldum!
bir adet "çekmeceli" diye anılan kırmızı ülker çikolatayı bitirmek üzereyim..
kulağımda "Guano Apes-Break The Line"
kafamda saçma salak düşünceler..
bir de ben..
evet ortam bu!
şimdi söyle bana sayın "cevap" sen yerimde olsan ararmıydın şu anda seni!
aaah.. ama sen cavapsın.. düşünmezsin ki..
yerine koyamazsın ki..
düşünen sorudur.. yorulan,şekilden şekile sokulan hep sorudur!
şimdi sayın "cevap" kapa çeneni!
peki öyle miyim..
bu yer o yer mi.. ya da o kadar lanet mi burası..
kime ne ki şu anda bu soruların cevapları!
peki ya nerdeki bunların cevapları..
kusura bakmayın pek sayın "cevap"lar..
sizi arayamayacağım şu an.. zira çok yorgun ve bitkinim.. yoruldum!
bir adet "çekmeceli" diye anılan kırmızı ülker çikolatayı bitirmek üzereyim..
kulağımda "Guano Apes-Break The Line"
kafamda saçma salak düşünceler..
bir de ben..
evet ortam bu!
şimdi söyle bana sayın "cevap" sen yerimde olsan ararmıydın şu anda seni!
aaah.. ama sen cavapsın.. düşünmezsin ki..
yerine koyamazsın ki..
düşünen sorudur.. yorulan,şekilden şekile sokulan hep sorudur!
şimdi sayın "cevap" kapa çeneni!
21 Ocak 2008 Pazartesi
şimdi?
niye şimdi saat ve ben..peki buradaki "şimdi" neden "geçmiş" değil..şimdi midir yani hep önemli olan.. peki ya neden "gelecek" değil..futbolcular bile demez mi "gelecek maçlara bakalım" diye.. (yada teknik direktör mü derdi ki bunu..? aman herneyse)sürekli yargılayıcı durmadan sorgulayıcı bir haldeyim şu an.. tabi ki eğer önemli olan "şimdi" ise..şimdi.lerden de nefret eder oldum..öff zırvaladım.. kes gizem..peki.. bakın kendimlede konuşurum güzel güzel..deli miyim.. ! ı-ıh hayır!şizofren mi ! bilmem belki..
19 Ocak 2008 Cumartesi
kısa süreli veda!
bazen veda etmek gerekir .. belki bir sevgiliye,belki koskocaman bir geçmişe,belki de herşeye..
nefes almaya çalışırken çırpındığını hissederse bir insan veda eder.. "hoşçakal" der onu üzen herneyse..
bende çırpınırken belki ayakta kalabilmek için bunu yapıcam.. kolay mı? hayır değil.. iyi olacak mı? bilinmez! ama bir umut :/
ona sarılıp hoşçakal diyorum hepinize,herşeye...
o da olmasa zaten.. bilmem yazabilirmiydim ki bunları..
peki hoşçakal diyorda nereye gidiyor bu kadın? diyeceksiniz..
özür dilerim.. bunu şimdi söyleyemicem.. ama gelince.. amaçladığım değişimi gerçekleştirirsem.. ve iyi olursa herşey.. bir bir anlatırım belki..
uzatmicam..
kendine iyi bak "herşey" !
nefes almaya çalışırken çırpındığını hissederse bir insan veda eder.. "hoşçakal" der onu üzen herneyse..
bende çırpınırken belki ayakta kalabilmek için bunu yapıcam.. kolay mı? hayır değil.. iyi olacak mı? bilinmez! ama bir umut :/
ona sarılıp hoşçakal diyorum hepinize,herşeye...
o da olmasa zaten.. bilmem yazabilirmiydim ki bunları..
peki hoşçakal diyorda nereye gidiyor bu kadın? diyeceksiniz..
özür dilerim.. bunu şimdi söyleyemicem.. ama gelince.. amaçladığım değişimi gerçekleştirirsem.. ve iyi olursa herşey.. bir bir anlatırım belki..
uzatmicam..
kendine iyi bak "herşey" !
18 Ocak 2008 Cuma
Herşeye rağmen güçlü olabilmek
Bazı insanlar vardır.. Güçlüdürler, ama onların ki kastan ibaret değildir tamamen hayata karşı gösterilen bir güçtür. Bir karşıkoymadır. Direnmedir onların ki. Hayatın getirdiği tüm acılara karşı gülümseyerek cevap verebilirler onlar. Neşelidirler ama bu onların hiç ağlamadığı anlamına gelmez. Onların neşesi sadece hayata ve getirdiklerine, götürdüklerine karşı bir savnuma aracıdır. Kimi insanlar zor bir durumla karşılaşınca hemen ağlanırlar.. Söylenirler. Ama bu insanlar üzülmeleri için neden olan herşeye karşı gülmeyi silah olarak benimsemiştir. Bu zor bir yol mudur. Aslında pek bir zor yol değildir. Ama öyle bir dünyada yaşıyoruz ki bu zorlukları yaşatırken hayat, ona karşı kullanabilceğimiz silahı bile bizden alıyor. Bize kendi silahını kendin yap diyor. Bizde elimizden silahımız alındığı için çaresiz kalıyoruz. Hemen ağlanıp, sızlanıyoruz. Oysa ki elimizden alınanı, geri almayı hiç düşünmüyoruz. Bunu kafaya koyabilirsek eğer zaten bundan sonrası çok kolay oluyor. Ama işte bunu yapabilmekte bir başarı aslında. Herkes yapamaz.
Ben böyle bir insan tanıdım mı? Evet, tanıdım. Çok sevdim. Daha önce böyle bir insanla tanışmadığım için zaten çok mutluydum ve onu iyice yakından tanıdıkça daha çok sevmiştim. Nedenini bilmiyorum. Sanki onda yaşamı görmüştüm. Umutun sen varolduğun sürece yokolmadığını, iyiliğin de kötülüğün de senle varolduğunu, sen varolmadıkça onlarında varolmadığını ve buna alışmam gerektiği gördüm. Buna gülebilmeyi gördüm, sezdim, hissettim, anladım, sevdim. Taa en başında demiştim ona. Sen çok farklısın demiştim. Çok farklısın. Düşüncelerin, hayata bakışın, sözcüklerin ve varoluşun tamamen farklı. Ama beni yanlış anlama. Bu çok hoşuma gitmişti. Sevmiştim.... Gel gör ki son sözcüklerimiz birbirimize karşı çok anlayışsız olduğu için şimdi nerede bilmiyorum. Anlayışsız derken gerçekten de sadece ve sadece birbirimizi tam anlayamadığımız için o hale geldik. Ya da çok iyi anladık. Ve böyle olması gerekiyordu. Bilemiyorum... Ama şunu çok iyi biliyorum ki benim hayatıma ne senin gibi biri girebilcek, ne de yerini doldurabilcek biri girebilcek. Sen hep ayrı olacaksın. Hep benim olmak istediğim tarafım olacaksın. Hep imrendiğim tarafım olacaksın. Çok özledim varlığını...
Ben böyle bir insan tanıdım mı? Evet, tanıdım. Çok sevdim. Daha önce böyle bir insanla tanışmadığım için zaten çok mutluydum ve onu iyice yakından tanıdıkça daha çok sevmiştim. Nedenini bilmiyorum. Sanki onda yaşamı görmüştüm. Umutun sen varolduğun sürece yokolmadığını, iyiliğin de kötülüğün de senle varolduğunu, sen varolmadıkça onlarında varolmadığını ve buna alışmam gerektiği gördüm. Buna gülebilmeyi gördüm, sezdim, hissettim, anladım, sevdim. Taa en başında demiştim ona. Sen çok farklısın demiştim. Çok farklısın. Düşüncelerin, hayata bakışın, sözcüklerin ve varoluşun tamamen farklı. Ama beni yanlış anlama. Bu çok hoşuma gitmişti. Sevmiştim.... Gel gör ki son sözcüklerimiz birbirimize karşı çok anlayışsız olduğu için şimdi nerede bilmiyorum. Anlayışsız derken gerçekten de sadece ve sadece birbirimizi tam anlayamadığımız için o hale geldik. Ya da çok iyi anladık. Ve böyle olması gerekiyordu. Bilemiyorum... Ama şunu çok iyi biliyorum ki benim hayatıma ne senin gibi biri girebilcek, ne de yerini doldurabilcek biri girebilcek. Sen hep ayrı olacaksın. Hep benim olmak istediğim tarafım olacaksın. Hep imrendiğim tarafım olacaksın. Çok özledim varlığını...
Özel.lik
İnsanlar ne garip değil mi? Herkes birbirine benzemeye çalışıyor. Başkasına beslediği duyguyu kıskanıp başkasının da ona bu şekilde bir his beslemesi için çırpınıyor. Ne kadar vahim bir durum aslında. Oysa ki bizim yaratılışımızda bu yok. Bu tamamen bize ters bir durum . Çünkü hepimiz farklı farklı yaratılmışız. Hepimizin farklı özellikleri var ve bu bizi tamamen özel bir varlık konumuna getiriyor. Özel... Nedir ki bu özel olmak değil mi? Neden bu kadar önemli? Aslında her insan özel yaratılır. O insana özel bir yaşam verilir. Özel bir anne, özel bir baba. Özel bir çevre, özel arkadaşlar... Özel bir dünya veririlir. Ona özel melekler korur. Allah bile ona özel olur. Söz konusu o olunca herşey ona özel olur. Tuttuğu kalem bile ona özel olur. Yürüdüğü yollar bile ona özel olur. Soluduğu hava, içtiği su, yediği yemekler ona özel olur. Çünkü tüm bunlar onun varolabilmesi için vardır. Bu ne kadar da büyük bir hediye aslında. Keşke kıymetini bilsek. Ama baştada dediğim gibi bizler napıyoruz. Bunun farkında olmayıp, başka insanların özelliğini imreniyor onlar gibi olmaya çabalıyoruz. Elimize ne geçiyor peki? Hiçbirşey. İşin komiği elimize birşey geçmediği gibi bizi biz yapan özellikleri unutup kaybediyoruz. Benliğimizi siliyoruz bu dünyadan. Sonrası ise acı son =)
Peri
Yunan mitolojisinde periler Zeus'un kızları olarak belirtilmiş. Bir tanrı' nın kızı olabilmek çok ayrıcalıklı birşeydir. Hele ki bu tanrı Zeussa durum daha da farklı bir boyut alıyor. Onlara verilen ilham verme yeteneği insanların en muhtaç olduğu gereksinim. Çünkü hiçbir insanoğlu ihtiyaç duyduğunda ilham getiremez. İnsana ilhamı kendi gelir ve kendi gider. Önemli olan bunu farkedebilmek ve bundan faydalanmaktır. İlham perileride bunun için vardır işte. İnsana duygularını dışarıya rahat ve tam bir şekilde aktarabilmesi için yardımcı olur. Ama işte tek bir sorun vardır. Kendileri istediğinde gelir. İnsanların ilhama ihtiyaç duyduğu anı beklemez. O an gözüne kesitirirse birisini ona yardımcı olur. O yönden pek bir şımarıktır aslında periler. E ne de olsa Zeus'un kızları.... Bizlere ihtiyaçları yok, bizim onlara ihtiyacımız var.
Bir zamanlar bana bir ilham perisi uğramıştı. Onu hiç unutamıyorum. Bedenim donup kalmıştı. Gözlerim ondan başka biryere bakamıyordu. Beni dinlemiyordu gözlerim, ben başka yöne bakmasını ısrar ettikçe o daha da inatlaşıyor hep ilham perisine bakıyordu. Ellerim titriyordu. Hemde nasıl... Zangır, zangır.... İçimde öyle bir şey doğmuştu ki, öyle bir ümit gelmişti ki ben bunu resmetmeliyim demiştim. Bunu unutmamalıydım. Hayatıma böyle bir güzellik girmişken onu hayatımdan çıkarmamlıydım. Çünkü biliyordum o bir ilham perisi ve canı isteyince gidecek. Resmettim onu. Gördüğüm herşeyi, en ince ayrıntısına kadar. O resim benim hayatımda çizebildiğim en güzel resimdi. Daha doğrusu resim diyebileceğim bir resimdi...
Bir zamanlar bana bir ilham perisi uğramıştı. Onu hiç unutamıyorum. Bedenim donup kalmıştı. Gözlerim ondan başka biryere bakamıyordu. Beni dinlemiyordu gözlerim, ben başka yöne bakmasını ısrar ettikçe o daha da inatlaşıyor hep ilham perisine bakıyordu. Ellerim titriyordu. Hemde nasıl... Zangır, zangır.... İçimde öyle bir şey doğmuştu ki, öyle bir ümit gelmişti ki ben bunu resmetmeliyim demiştim. Bunu unutmamalıydım. Hayatıma böyle bir güzellik girmişken onu hayatımdan çıkarmamlıydım. Çünkü biliyordum o bir ilham perisi ve canı isteyince gidecek. Resmettim onu. Gördüğüm herşeyi, en ince ayrıntısına kadar. O resim benim hayatımda çizebildiğim en güzel resimdi. Daha doğrusu resim diyebileceğim bir resimdi...
17 Ocak 2008 Perşembe
"bu işler o kadar kolay mı!"
"günaydın" lafına bu aralar epeyce hassas yaklaştığımı sanıyorum.. halbuki gün bir türlü aymıyorki.. aymaya çalışıyor fakat ayamıyor.. karanlık gündüzlerle tanışalı uzun zaman oldu.. alıştım sayılır biryandan.. ama sıcak,ışıklı,parlak aymaya hep hazır gündüzleri öyle çok özledim ki.. ya da uyanır uyanmaz birinin hayatımızdaki varlığının farkındalığında ona yazı yazmayalı.. yüzlerce kez teşekkür etmeyeli çok oldu..
"HayatO kadar zor muAtılır mıyız oyundan, benzemezsek onlaraBahane mi lazımMazeretimiz mi kalmamışÇok ayıp olmuşÇok ayıp olmuşHayatO kadar zor muTakılır mıyız yolunda, şekli gizli taşlaraYetişmek mi lazımBahçemizde bir gül açmamışÇok ayıp olmuşÇok ayıp olmuşKız en güzel, en hafif giysisini giymişOğlan renkli bir dünya boyamışKapkara kapılar sormuşlar onlaraAyıp olmaz mıBu işler o kadar kolay mıAyıp olmaz mı"
sabahlarımı bu şarkı süslüyor artık..
"ayıp olmaz mı! bu işler o kadar kolay mı!"
biri bana söyleyebilir mi nedenkendime bu kadar eziyet ediyorum?
neden acı çekiyorum?
neden iyi olduğum zamanlar sayılamayacak kadar çok kısa.. !
izninizle birde off.layabilir miyim?
teşekkür ederim..
ooooooofffffffffff
"HayatO kadar zor muAtılır mıyız oyundan, benzemezsek onlaraBahane mi lazımMazeretimiz mi kalmamışÇok ayıp olmuşÇok ayıp olmuşHayatO kadar zor muTakılır mıyız yolunda, şekli gizli taşlaraYetişmek mi lazımBahçemizde bir gül açmamışÇok ayıp olmuşÇok ayıp olmuşKız en güzel, en hafif giysisini giymişOğlan renkli bir dünya boyamışKapkara kapılar sormuşlar onlaraAyıp olmaz mıBu işler o kadar kolay mıAyıp olmaz mı"
sabahlarımı bu şarkı süslüyor artık..
"ayıp olmaz mı! bu işler o kadar kolay mı!"
biri bana söyleyebilir mi nedenkendime bu kadar eziyet ediyorum?
neden acı çekiyorum?
neden iyi olduğum zamanlar sayılamayacak kadar çok kısa.. !
izninizle birde off.layabilir miyim?
teşekkür ederim..
ooooooofffffffffff
peri.nin dirilişi (:
öncelikle bir önceki yazısını benim için.. beni düşünerek yazmış olan.. ruh,kelime,soru,haykırış arkadaşım ceyd.ime pek teşekkür etmek istedim.. (:
uyanmaya çalışıyorum.. uyanmalıyım diyorum.. (:
periler bu kadar uyumaz ki! uyur mu ki!
ı-ıh.. uyumaz hayır.. yapacakları vardır perilerin..
şimdi bu uykulu dönemimde beni hiç bitmeyecekmişçesine uyuduğum uykumdan biraz olsun uzaklaştırmaya çalışan herkese teşekkür borcum var..
ailem,kuzuşum(furkim),datlum(zeynepim),fodulum(arda),ceyd(ali),fatoş,aslı,ceyhun,çiğdem..
teşekkürler hepinize..
hala hüzün koksada kelimelerim.. iyiyim.. çalışıyorum.. (:
şimdi hep beraber söyleyelim..
"poh poh perisiydin senn aaaaaa" hihi.. (:
koskocaman mutlu mesut bahtiyar an.lar herkeseee.. (:
uyanmaya çalışıyorum.. uyanmalıyım diyorum.. (:
periler bu kadar uyumaz ki! uyur mu ki!
ı-ıh.. uyumaz hayır.. yapacakları vardır perilerin..
şimdi bu uykulu dönemimde beni hiç bitmeyecekmişçesine uyuduğum uykumdan biraz olsun uzaklaştırmaya çalışan herkese teşekkür borcum var..
ailem,kuzuşum(furkim),datlum(zeynepim),fodulum(arda),ceyd(ali),fatoş,aslı,ceyhun,çiğdem..
teşekkürler hepinize..
hala hüzün koksada kelimelerim.. iyiyim.. çalışıyorum.. (:
şimdi hep beraber söyleyelim..
"poh poh perisiydin senn aaaaaa" hihi.. (:
koskocaman mutlu mesut bahtiyar an.lar herkeseee.. (:
16 Ocak 2008 Çarşamba
Uyumak..
Uyku için yarı ölüm derler. Ruhun bedeni terkedişi. Sorumluluklardan, zorunluluklardan kaçış. Belki de bir çeşit isyandır uyku. Belki bir gereksinimdir. Belki her gece üstü kapalı bir intihar girişimimizdir... Evet, bu olabilir. İşin garibi insanların toplu bir şekilde intihar etmesidir. Kimileri erken yeltenirler intihara, kimileri ise dayanır.. Herkesin intihar etmesini bekler. Herkes intihar edince, şöyle güzelce bir yalnızlığın tadını çıkarır. Taa ki köle ruhların çürümüş bedenlerle tekrar birleşmek için gelmesine kadar sürer bu keyif. İşte o zaman intihar etme vakti gelmiştir kimi insan için. Ama mutludur. Sonuçta birazda olsa bu yorucu dünyada dinlenecek.... Evet, dinlenecek çünkü onun da ruhu bedenine geri dönecek. Çünkü hala onun ruhu bir bedene muhtaç. Hala güçsüz onun ruhu. Hala özgür değil. İhtiyacı var o bedene. Bu dünyada yaşamak için o bedene ihtiyacı var. Var olabilmek için o bedene ihtiyacı var... Herneyse konudan uzaklaştım. Uyumak gerçektende bir çeşit intihardır. Temel olarak her ikisinde de ruh bedenden ayrılıyor mu? Ayrılıyor. İçinizden şuan şöyle bir soru geçiyor olabilir. Acaba neden uykuyu ölüme değilde intihara benzetti? Cevabı çok basit aslında, ölüm insana zamansız gelir. Ölümün nerden, ne şekil geleceğini bilemezsin ki.... Ama insanlar uyumak istediklerinde, kendi istekleri doğrultusunda uyurlar. Aynı intihar gibi aslında. Ruhun, bedenden uzaklaşmak istediğinde genelde verdiği bir tepkidir. Günün yorgunluğunu atar insan uyuyarak.... İntiharda bu yönden uykuya benzer işte. Ama ikisinin arasındaki tek fark, birisinin gün içindeki yorgunluktan kurtulma çabası olurken diğerinin genel olarak yaşamdan, yaşamın vediği yorgunluktan kurtulma çabasıdır. Onun içindir ki bir insan ne kadar çok uyuyorsa 0 insan bir o kadar intiharın eşiğindedir.
15 Ocak 2008 Salı
sadece uykum var.
yazı yazabilecek kadar duygu yoğunluğum yok.
yoğunlaşmak istediğim bir konu yok.
bir amacımda yok.. neden başladım bu yazıya?
yine mi sorular? yine mi arayışlar? yine mi haykırışlar?
yok hayır.bu sefer olmaz.bu sefer izin vermicem.
afedersin içim.afedersin zihnim.afedersin geçmişim.
vermicem izin vermicem!
uykum var.çok uykum var!
yoğunlaşmak istediğim bir konu yok.
bir amacımda yok.. neden başladım bu yazıya?
yine mi sorular? yine mi arayışlar? yine mi haykırışlar?
yok hayır.bu sefer olmaz.bu sefer izin vermicem.
afedersin içim.afedersin zihnim.afedersin geçmişim.
vermicem izin vermicem!
uykum var.çok uykum var!
14 Ocak 2008 Pazartesi
Ceyd Olabilmek
Nedir ki bu ceyd.lik? Neden ben ceyd.im? Neden başkası ceyd değil? Neden başkaları değil? Neden tek başımayım? Bu benim seçimim mi? Yoksa bu benim kaderim mi? Asla değiştiremeyeceğim kaderim... Anlayamıyorum... Ben ceyd olmak istediğim için mi ceyd.im. Yoksa yaratılışım mı böyle. Herşeyi bi kenara bırakıyorum şimdi. Şu ana kadar sorduğum sorular da dahil. Ama gene de kafamda bi takım sorular doğuyor. Anlamsız sorular. Daha doğrusu anlamını dahi bulamadığım sorular. Anlayamadığım sorular..... Misal ceydlik niye bu kadar seviliyor ki? Sonuçta herkes bi kılıfın içinde. İstese de istemese de... İnsanın yaratılışında var bu. Herkesin bi karakteri var. Peki niye benim ki bu kadar ilgi çekiyor. Sonuçta bende sizin gibiyim. Sizin doğrularınız bende yok, benim doğrularım sizde yok... Birbirlerimizi tamamlıyoruz. Yani aslında sizden hiçbir farkım yok. Eşitiz biz. Denk bile değiliz..... Tamamen eşitiz.. Eeee o zaman bu ilgi niye? Benim yaratılışım tamamen sizinkiyle aynı. Niye beni farklı yapmaya çalışıyorsunuz? Ya da bu gayretin içinde olan ben.miyim? Bilmiyorum ki bu sorunun cevabını da.. Çok ukela olduğumu, çok şımarık olduğumu düşüneceksiniz şimdi. Size yemin ediyorum ki bu soruları sormamın tek gayesi hiçbirşeyi anlayamamış olmam. Aslında zamanında ben bunu başardım zannetmiştim. Anlamıştım kendimi. Sonra n'oldu? Kendimde göremediğim bazı duyguları, bazı ceyd.likleri bana gösterdiler. Gözüme gözüme soktular. Şikayetçi değilim ama memnun da değilim. Çünkü başka bi karambole girdim şimdi. Tam "ben neyim,kimim?" sorusundan kurtulmuşken aynı soruyu daha bir büyük biçimde kendime yöneltmeye başladım. Bu sefer sorularım sadece ne olduğumla ilgili değil, ayrıca neye dönüşeceğimle de ilgili olmaya başladı. Beni bu hale getirenler, şimdi benim asla bu sorulara cevap bulamayacağımı söylüyorlar. O zaman düşünüyorum... Peki niye bu kavramları benim kafama soktunuz. Amacınız bana yardımcı olmakmıydı gerçekten de.... Bir tezatlık yok mu bunda? Kafam çok karışık, işler çok karışık.....
10 Ocak 2008 Perşembe
bir ben!
Sanırım ilk defa "biri".ne adamayacağım bu sözcükleri.. ya da gizliden gizliye hep o biri.ne vuracak kelimeler..
herneyse.. bu neyi değiştirir ki!
umutlar var.. belki gerçekleşicek.. belkide içimde biryerde hep sızlayıp,acıtıp "ben burdayım" diyecek bana! "biz"e!
Karanlık dönemlerden geçmenin yolunun sahte aydınlıkların peşinden koşmak olduğu söylenmez mi!
Şimdi etraf zifiri karanlık! hiçbirşey göremiyorum.. buda yetmiyormuş gibi göremediklerimi hissedemiyorum da!
oluk oluk yalnızlık kusuyorum.. oluk oluk çaresizlik..
hep "yarın yeni bir gün" diyerek aslında aynı güne uyanacağımın bilincinde olarak kendimi kandırıyorum..
değişimler hep acıtıyor.. büyümek farkındalık yaratıyor.. öyle çok acıyorum ki.. fazla büyüdüm sanırım.. ben artık büyümek istemiyorum.. istemiyorum!!
herneyse.. bu neyi değiştirir ki!
umutlar var.. belki gerçekleşicek.. belkide içimde biryerde hep sızlayıp,acıtıp "ben burdayım" diyecek bana! "biz"e!
Karanlık dönemlerden geçmenin yolunun sahte aydınlıkların peşinden koşmak olduğu söylenmez mi!
Şimdi etraf zifiri karanlık! hiçbirşey göremiyorum.. buda yetmiyormuş gibi göremediklerimi hissedemiyorum da!
oluk oluk yalnızlık kusuyorum.. oluk oluk çaresizlik..
hep "yarın yeni bir gün" diyerek aslında aynı güne uyanacağımın bilincinde olarak kendimi kandırıyorum..
değişimler hep acıtıyor.. büyümek farkındalık yaratıyor.. öyle çok acıyorum ki.. fazla büyüdüm sanırım.. ben artık büyümek istemiyorum.. istemiyorum!!
9 Ocak 2008 Çarşamba
Siftah!!!!
Selamun aleyküm kardaş. Bir blog açtık. Çok güzel bir blog... Tema olarak pek bi basit gözükse de, içinde absürd download linkleri bulunmasa da ya da birbirlerinden sütun bacakları olan hatun fotoğrafları olmasa da açtığımız bu blog sitesi çok güzel oldu. Çok yerinde oldu.... Çünkü bu sayfada insanoğluna verilen en değerli hediyelerin uyum, birlik, beraberlik ya da bir denge içinde işlediğini göreceksiniz. Nedir ki bu değerli hediyeler dediğinizi duydum!!! (Duymaz olaydım) Elbette ki beyin ve kalpten bahsediyorum. Her ikisi de insanoğlunun ayrı ucunu temsil eder, kontrol eder. İpin ucununu kaçırmamak gereklidir ya. Sadece kalbimizin sesini dinleyerek hareket etmemizi söylerken beyin, kalpse insanlara karşı hoşgörülü olmamızı gerektiğini, önyargısız yaklaşmamızı tenbih eder. Aralarında böyle bir ilişki vardır ya. Hep fısıldarlar. Sinsi sinsi.. Gizli gizli. Sanki bizden sakladıkları birşeyler var. Hep fısıldaşırlar. Onları duymak isteriz. Ama duyamayız... Bazen böyle birşeyler hissederiz ya. Hep bir kurt kemirir bizi. Kafamız karışır. Kararsız kalırız. Hep ama hep. İşte biz burda bu sesi duyurmaya çalışıcağız. Daha doğrusu bu sesi duymanıza yardımcı olacağız ve bunu yaparken biraz riske atılıp iki kişi olarak(belki zamana göre değişebilir) kalplerimizi ve beyinlerimizi birleştirip aynı terazide dengelemeye çalışıcaz. Gerçi deminden beri "biz"li kelimeler kullanmamdan anlamanız gerekirdi en az iki kişiyle birşeyler yapacağımızı. Biliyorum bu satıra kadar çok saçmaladım. Ama inanın şu ana kadar ne yazdığımı bende bilmiyorum. Amacım sadece siftah yapmaktı..... Sadece siftah yapmak!!!!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)